Featured, Hadis, Kadın

Kadınlar Cuma Namazı Kılmalı Mıdır?

kadın cami

Kadınların cuma namazını kılmalarının gerekliliği 62-Cuma Suresi 9 ve 10. ayetlerden açık bir şekilde anlaşılmaktadır.

Ey inananlar! Cuma günü, namaz için çağrı yapıldığında, Allah’ı anmaya koşun. Alış-verişi bırakın. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır.

Namaz kılınınca hemen yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan nasibinizi arayın. Allah’ı çok anın ki kurtuluşa erebilesiniz.

Görüldüğü gibi ayetlerde muhatap, yani hitap edilen kesim hem kadın hem de erkek inananlardır. Kadınların Cuma namazını terk edebileceğine dair bir ifade yer almamaktadır. Ancak ne yazık ki Peygamberimiz’den sonraki dönemlerde, kadınlar yavaş yavaş mescitten uzaklaştırılmış, ardından mezheplerin uydurma uygulamaları neticesinde toplumdan da soyutlanmışlardır. Osmanlının özellikle halifeliğin alınmasından sonraki dönemlerinde gelenekteki uydurmalar katı bir şekilde esas alınmış, kadınlar hayatın dışına itilmişlerdir. Bu durumun ne Kuran ile ne de Peygamberimiz ile bir alakası bulunmaktadır. Bunu “sünnet” diye savunanların bile dayandıkları kaynaklarda Peygamberimiz ve dört halife döneminde kadınların mescide geldikleri, cuma namazlarını kıldıkları hatta hutbelere müdahale ettikleri aktarılmaktadır. Kadınlarımızın Cuma namazı kılmalarını engellemek büyük bir suç ve vebaldir.

İşin ilginç yanı Türkiye’de cuma namazına kadın katılımının birçok ülkeye nazaran çok düşük olmasıdır. Suudi Arabistan, Mısır, Ürdün, Fas gibi ülkelerin yanı sıra Amerika ve İngiltere’de yaşayan Müslümanlar arasında Cuma namazına katılım Türkiye’den çok daha iyi durumdadır. Ülkemizde, kadınlara yer ayrılması durumunda erkeklerin dışarıda namaz kılacağı söylenmekte, böylece din dışı yorumlar meşrulaştırılmaya çalışılmaktadır. Oysa namaz erkeklere olduğu kadar kadınlara da farzdır ve onları cami dışında tutmak büyük bir vebaldir. Diyanet, yukarıda belirttiğimiz gibi son dönemlerde bu yönde girişimlerde bulunup kadınlara yer ayrılmasına çabalamaktadır ancak kadınların cuma namazına gelmesinin farz olduğunu duyurmaması halinde bu özendirmeler sınırlı etki yaratacaktır.

Bu noktada hem yukarıda bahsi geçen hadislere bir örnek verelim hem de dini konularda Kuran’ın yanına başka kaynaklar koymanın nasıl çelişkili durumlara yol açacağını bir kez daha gösterelim. (Bakınız: Neden dinin kaynağı Kuran’dır?) Ebu Davud, Peygamberimize ait olduğu iddia edilen iki hadis rivayetini şu şekilde paylaşır:

1-      “Cuma namazı bir topluluktaki her Müslüman’a farzdır. Dördü hariç: köle, kadın, çocuk ve hasta”

2-      “Cuma namazı, müezzini işiten herkese farzdır.”

Görüldüğü gibi birbiriyle çelişen bu tip hadisler, Kuran’ı açıklamak bir yana onun açık mesajını karmaşık hale getirmişler, üstelik Kuran’da kadınlar ayırt edilmeksizin farz kılınan bir hususun engellenmesine sebep olmuşlardır. (Bakınız: Hadisler dinin kaynağı olabilir mi?)

Son olarak bir detaya daha dikkat çekmekte fayda var: Dört Ehli Sünnet mezhep ve Şia’ya göre bir kadının Cuma namazı kılması durumunda kendisinin öğle namazı kılması gerekmez, yani öğle namazı düşer. Peki ama nasıl olur da nafile olduğu iddia edilen bir namaz, farz namazın yerini alır? Böyle bir şey elbette mümkün değildir. Cuma namazı öğle namazının yerini alıyorsa ki aldığı yönünde bu mezheplerin öncüleri ittifak etmiştir; o zaman bu mantığın sonucu olarak cuma namazı kadınlara da farz olmalıdır.